<$BlogMetaData$>





KayaBayazitogluLisesi

İyiler mutlaka kazanır.

MENÜ
KATEGORİLERİM
SON YORUMLAR
SON YAZILARIM
ARAMA

<- :: Sonraki Sayfa ->

29/1/2008

FB - GS Dostluğunu Bitiren Olay

Fenerbahçe - Galatasaray beraberliği çok eski yıllara dayanır. 1911'de Galatasaray, ilk Avrupa turnesine çıkarken, Fenerbahçe'den Galip ve Bekir ile takviye lüzumunu hissediyordu. 1921'deki 2. Avrupa gezisinde ise, Fenerbahçe'den şu oyuncuları alıyordu: Nedim Kaleci, Cafer Çağatay, Galip Kulaksızoğlu, Zeki Rıza Sporel, Bekir Refet.
Bu dostluk ve beraberlik, 1934 yılına devam etti. İki kulüp, getirdikleri yabancı takımlarla birer defa karşılaştıktan sonra, 3. maça Fenerbahçe - Galatasaray karması halinde çıkarlardı. Giydikleri forma ise, ortası sarı, bir yanı lacivert, diğer yanı kırmızı olmak üzere 3 renkten oluşuyordu.
Slavia, 1927 yılında İstanbul'a 2.kez geldi. İlk maçında Fenerbahçe'ye Bekir'in attığı kafa golü ile 1-0 yenildi. İkinci karşılaşmada Slavia'nın karşısına Fenerbahçe - Galatasaray karması çıktı. Alaattin Baydar bu maçı bir anısına şöyle anlatır:
"Çekoslavakya'nın ünlü Slavia takımının İstanbul'a ikinci gelişiydi. Zamanın Slavia'sı, bugünün Real Madrid'i gibi bir şeydi. İlk maçta Fenerbahçe, Slavia'yı 1-0 yenmişti. İkinci maçta Slavia'nın karşısına Fenerbahçe - Galatasaray karması çıktık. Forvette bir Galatasaraylı, dört Fenerbahçeli vardı: Leblebi Mehmet, ben, Zeki, Bekir, Bedri. Oyunun ikinci yarısında rakip haf hattından kaptığım topla önce sol haf Ploder'i, sonra da üzerime gelen solbek Nietel'i çalımlayarak topu kaleci Chane'nin sağından kaleye yolladım. Kale ağları zayıf veya delik olmalı ki, top ağlardan dışarı kale arkasındaki duvara vurdu. Chane koştu, topu aldı ve aut atışına hazırlanırken, hakem santrayı gösteriyordu. O anda sanki yer yerinden oynuyordu. Seyircilerin büyük tezahüratını hala duyar gibiyim."
Karma takım maçları, bir taraftan Fenerbahçe - Galatasaray dostluğunu pekiştirirken, diğer taraftan da Türk futbolunun gelişmesini sağlıyordu. Karma takımlarda daha çok Fenerbahçe - Galatasaray ile eşleşirdi. Nedense Beşiktaş bir kenara itilir, gelenek haline gelen bu birleşme sürdürülürdü. Bu maçlara seyirci büyük ilgi gösterirdi. 7 - 8 bin kişiden elde edilen gelirle hem misafir takımın masrafları karşılanır, hem de taraflar memnun edilirdi.
Bu birleşme, bu yakınlık, maalesef 1934 Şubat'ında oynanan ve üzücü olaylar yüzünden yarıda kalan kavgalı maç ile son buldu.


GELDİK KOPMA NOKTASINA...
KAVGALI MAÇ



23 Şubat 1934... Günlerden cuma...

Taksim Stadı'nda yapılan ve "kavgalı maç" olarak spor tarihine geçen Fenerbahçe - Galatasaray karşılaşmasında beklenmeyen olaylar patlak verdi. Maç yağışlı bir havada ve çamurlu sahada oynandı. Taraflar oyuna çok iddialı başladı. Gerçekten iki taraf arasındaki ezeli rekabet gereği de buydu. Seyirci tribünleri tıklım tıklım doldurmuş, heyecan son haddini bulmuştu.
Hakem Nuri Bosut'un yönetiminde takımlar sahada şu kadrolarıyla yer aldılar:
Fenerbahçe: Hüsamettin Böke - Yaşar Alp - Fazıl Arzık - M.Reşat Nayır - Esat Kaner - Cevat Seyit - Süleyman Tekil - Muzaffer Çizer - Zeki Sporel - Fikret Arıcan - Lebip Elmas.
Galatasaray: Avni Kurgan - Lütfü Aksoy - Tevfik - Kadri Dağ - Nihat Bekdik - İbrahim Tusder - Necdet Cici - Muslih Peykoğlu - Rasih Minkari - Fazıl Özkaptan - Danyal Vuran.
İki takımın normalin çok üstünde olan kazanma çabaları, oyunun daha başında, çok sert gidişine neden oldu. İlk dakikalarda başgösteren sert hareketleri önleyebilmek, hakem için çok güç hale geldi. Karşılıklı fauller ouyunu sık sık duraklatırken, hekemin ihtarları da etkisiz olmaya başladı. Ve bundan sonra da olan oldu. Sahadaki itiş kakış, tribünlere sıçramada gecikmedi. Yer yer olaylar başgösterdi. Sahanın hali ise bambaşkaydı. Oyuncular birbirine girdi, saha bir anda harp meydanına döndü. Bu durumda hakemin yapacağı tek şey maçı tatil etmekti. O da onu yaptı.
İki dost kulübün, kurulduklarından bu yana sürdürdükleri centilmenlik havası burada noktalanıyordu. Halbuki bu iki takım, bundan önce yaptıkları maçlarda ne kadar dostane çizgiler çizerler, kardeşlik görüntüleri sergilerlerdi. Rekabet yine vardı, mücadele yine vardı, ama dövüşme yoktu. Nasıl olabilirdi ki, Fenerbahçe, Taksim Stadı'ndaki maçlarda, Galatasaray Kulübü'nde soyunur; Galatasaray, Kadıköy'e geçtiği vakit Fenerbahçe tarafından misafir edilirdi.
İki kulübün beraberliği bu maçla noktalanırken bu maçla noktalanırken, spor toplumunun merakı, futbol heyetinin vereceği karardaydı. Ve Mıntaka Futbol Heyeti, maçtan sonra hemen toplanacak ve kararını verecekti. Ne var ki, verilen kararla yaşın yanında kuru da yanacak ve karakuşi bir hükümle masum futbolcular da cezaya çarptırılacaktı.
Ertesi gün gazetelerde şu duyuru yayımlandı.

"Cuma günü Taksim Stadı'nda yapılan Galatasaray - Fenerbahçe maçındaki dövüşme hadisesine vaziyet eden Mıntaka Futbol Heyeti, gece geç vakte kadar meseleyi tetkik etmiş ve 17 futbolcunun cezalandırılmalarına karar vermiştir.
Olayda en ziyade kabahatli görünen Fenerbahçe kalecisi Hüsamettin'e müebbet boykot, Fenerbahçe'den Fikret, Galatasaray'dan Tevfik Beylere 6'şar ay boykot, hadiseye iştirak ettikleri heyetçe tespit olunan, Fenerli Yaşar, Cevat, Esat, Reşat, Süleyman, Muzaffer ve Lebip Beylerle, Galatasaray'dan, Avni, Nihat, Kadri, Lütfü, Necdet ve Fazıl Beylere ikişer ay boykot cezası verilmiştir."

Görüldüğü üzere, iki takımın da büyük kısmı cezaya çarptırılmıştır.Ancak, itiraf etmek gerekir ki, olayla ilgilenen heyet, teşhisinde öylesine yanılmıştır ki, olayla hiç ilgilenmeyen oyunculara da ceza verilmiştir. Böylece gelişigüzel verilen karar, Fenerbahçe'yi, 9, Galatasaray'ı 8 oyuncusundan yoksun etmiştir. Bu suretle avantajlı duruma geçen Beşiktaş şampiyon olmuştur.
O günlerde 5 takımla futbolcu imalathanesi gibi çalışan Fenerbahçe, cezalıların yerlerine gençleri koymakta gecikmedi ve dönem sonunda lig ikincisi oldu.

Alıntıdır.

29/1/2008

Gol Yemeyen Takım ve Atatürk

İstanbul liginin 1922-23 şampiyonluğunu yenilmeden ve gol yemeden 58-0 gibi dünyada eşi olmayan skorla kazanan Fenerbahçe takımında işte bu dönemin tümüyle yüksek okul mezunu veya öğrencilerinden oluşan o ünlü 11 şöyleymiş;

Sekip Kulaksızoğlu, Kamil Sporel(k), Cafer Çağatay, Kadri Goktulga, İsmet Uluğ, Fahir Yeniçay, Sabih Arca, Alaaddin Baydar, Zeki Sporel, Ömer Tanyeri ve Bedri Gürsoy.

İşte bu müthiş 11 Fenerbahçemizin yurt içinde sevilmesini iyice sağlamış, aldığı tarihi başarılar şanlı kulubümüzün temellerinin sağlamlaşmasında büyük katkıları olmuş. Bugünkü Fenerbahçe onların sakatım, hastayım demeden sahalara fırlayıp hem düşman, hem yerli rakipler karşısında başarıdan başarıya koşmuş bu yüksek kültürlü abilerimizin eseri ve bizlere armağanı olmuş. O zamanlar bu kadro senelerce konuşulmuş ve her türlü övgüye layık görülmüş. O sene başarılarımızın bazıları şöyleymiş;

-26 ekim 1923’de Romanya'ya karşı oynayan ilk Ay-Yıldızlı takıma tam 7 futbolcu vermişiz,

-İlk katıldığımız 1924 Paris olimpiyatlarında mücadele eden 11’in 6’sı Fenerbahçeliymiş.

-Tek gol dahi yemeden 58-o gibi dünya tarihinde inanılmaza ve bir ilk’e daha imza atmışız.


Bu coşkulu sevgi o kadar büyükmüşki 5 Haziran 1932 Kuşdili lokalimiz çıkan yangın sonucu yanınca Türk halkı çok üzülmüş, kulübe yardıma koşanların başında daha öncede sempatisini belli eden büyük önder Atatürk’ü görünce büyük teselli bulmuşuz. Katibi umumi namina Hasan Rıza imzalı “ Fenerbahçe Spor Kulubü İdare Heyetine” hitaben gelen telgrafta şu kelimeler yer almış.

“YENİ KULÜP BİNASI İNŞASINA YARDIM OLMAK ÜZERE, REİSİ CUMHUR HAZRETLERİNİN EMİRLERİ VE İŞ BANKASI İLE HEYETİ İDARE NAMINA 500 LİRA GÖNDERİLMİŞTİR. ALINDIĞINI ISAR BUYURULMASINI RİCA İLE HÜRMETLERİMİ TAKDİR EDERİM.”

Telgrafın gerçek anlam ve değeri (Bugünkü tarih ile 70 Reşat altını) değilmiş tabiki. Gerçek paha biçilmez değer, Büyük önderimiz Atatürk’ün Fenerbahçemize olan sevgisiymiş hiç kuşkusuz.



Ruşen Eşref Unaydın'dan dinlenen bir anı Atamızın Fenerbahçe Kulübü'ne beslediği özel sevginin derecesini göstermeye yetiyor ;

10 Ağustos 1928 Cuma akşamı Büyük Önder 5 ziyaretçisiyle Dolmabahçe Sarayı'ndadır. Bunlardan kulüp başkanı Necmettin Sadak, Ruşen Eşref ve Mustafa Necati olarak 3’ü Galatasaraylı, Sabri Toprak ve Vasif Çınar olarak 2’side Fenerbahçelidir. Büyük kurtarıcı o gün ezeli rakiplerin yaptıkları maç sonucunun 3-3 olduğunu sorup öğrendikten sonra ;

-Öyle mi? ! Zaten biz de burada 3’e 3 baraberiz, BENDE FENERBAHÇELİYİM... demiş ve kendini Sabri Toprak ve Vasıf Çınar ile işaretlemiş.

Atatürk her fırsatta Fenerbahçeye olan manevi desteğini sürdürmüştür. Yangın dumanlarının tüttüğü 1932/1933 sezonunda 4 kategoride şampiyon olmuş. O felaketi geçiren biz değilmişiz gibi başarılarımızı sürdürmüşüz.

Alıntıdır.

9/12/2007

Derbi Manşetleri

Fenerbahçe, lider Galatasaray'ı Kadıköy'de 2-0'la geçerken, ezeli rakibini namağlup unvanından etti, puan farkını 1'e indirdi.


HÜRRİYET



MİLLİYET



FANATİK



VATAN



RADİKAL



STAR



SABAH



FOTOMAÇ



AKŞAM



TAKVİM



ZAMAN



YENİ ŞAFAK



Haber Kaynağı : Hürriyet

2/12/2007

Lig Tv'nin Hazırladığı Süper Kupa Klibi

Lig Tv'nin Hazırladığı Süper Kupa Klibi..

RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting

Alıntıdır.

2/12/2007

Fenerbahçe Formasına Adınızı Yazın

Burdan.

 

2/12/2007

Fenerbahçe 100.Yıl (Dvd)

Fenerbahçe dergisinin hazırlamış olduğu 100.yıl dvd'miz.
Full dvd mp4'e çevrilmiş olup dosyaların tamamı 798 mb'dır. dosya şifresizdir.

Mp4 oynatmak için Quicktime programının bilgisayarınızda kurulu olması gerekmektedir.
Quick time programını indirmek için tıklayınız.(ing. 19 mb)

RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting
RapidShare: 1-Click Webhosting

Her Fenerbahçelinin arşivinde olması gereken bir dvd.

Alıntıdır.

FİLMLER
Spor Haberleri